Fondan Yararlanan Yayın Projeleri:
Sanatı ve Şeyleri Queerlemek | Queer Sanat Programı (Ankara) (2022-2023)
“Queer kavramının sirayet ettiği toplumsal mücadelelerin estetiğine, Queer Sanat’ın eylemde, resimde, fotoğrafta, performansta ve sanat tarihi içinde sirayet ettiği an’lara odaklanacağımız bu yayında, queer sanatı bir olasılık ve eylem alanı olarak ele alacağız. 21 sanatçının davet edileceği bu yayın çalışmasında her sanatçıya şu soru sorulacak: Sen queer’i nasıl kullanıyorsun? Sanatı, şeyleri Queerleştirmenin olası potansiyelleri neler? Sendeki queerleme teknikleri nasıl çalışıyor? Üretim süreçlerinde mi? İzleyiciyle buluşma anında mı? Malzemelerinde mi? İçeriğinde mi? Her sanatçıya bu soruların yanıtı için bir sayfa ayrılacak ve bu yanıtlar İngilizce ve Türkçe yayımlanacak. Aynı zamanda bu yayında yer alacak sanatçılara yanıtlarının arasından sergilenmesini istedikleri “queer iş”leri paylaşmaları için 2 sayfa kullanımlarına sunulacak.”"
El Emeği Göz Nuru | Melike Taşcıoğlu Vaughan & Maury Vaughan (Eskişehir) (2022-2023)
“El Emeği Göz Nuru/Labor of Her Hand, Light of Her Eye” projesi sevgiyle işlenmiş eşyaların narin kumaşlarını ezen ağır, kaba betonda tanık olduğumuz rahatsızlığı konu alıyor. Saatlerce süren özverili bir emekle, incelikle, nezaketle üretilen el işinin, aniden, şiddetle, inşaat makineleriyle molozlara gömülmesini bir kitapla anlatmayı hedefliyor. Kitap, geleneksel ve çağdaş yaşamın etkileşimiyle, özellikle de küreselleşmiş, seri üretilen ve giderek ‘kullan-at’laşan bir nesnel kültürde el yapımı eşyaların durumuyla ilgileniyor; el yapımı nesnelerin giderek azalan statüsü ve vahşice homojenleştiren modernite karşısında bu geleneksel uygulamaların neredeyse çoğunun yok olmasına şahitlik ediyor. Proje, bir doğa yürüyüşü esnasında bir inşaat çöplüğünde bulunan el yapımı eşyalardan ilham alan ve bunları belgeleyen bir kitap fikrini içeriyor. Beton yığını altında bulunan el yapımı giysiler, çeyiz için alınmış ipek kumaşlar, nakışlar, çamaşırlar, fotoğraflar, belgeler ve mektuplar. Kitap, bu buluntuların ışığında bir karakter ortaya koymayı amaçlıyor: 20. yüzyılın ortalarındaki Türkiye’de yaşayan, kendi kıyafetlerini üretebilen ve çeyiz sandığını hazırlayan bir kadın. Kişisel makale, dokümantasyon ve kurgusal biyografik metinlerle desteklenerek ortaya çıkarılan yarı-gerçek/yarı-kurgu bu karakterle, geleneksel el sanatlarının güzelliğine ve saygınlığına ışık tutmak, bir yaşamı ve yeteneği yeniden gün ışığına çıkarmak amaçlanıyor.
Alaca Heyheyler | Güneş Terkol, Sevil Tunaboylu, Arzu Yayıntaş (İstanbul)(2022-2023)
“Alaca Heyheyler (Arzu Yayıntaş, Güneş Terkol, Sevil Tunaboylu) olarak, esnek, bağımsız, düşünsel olarak bir arada olan, aralıklarla ürettiğimiz düşünceleri fiziksel projelere dönüştüren bir grubuz. 2015 - 2017 yılları arasında “Bize Ait Bir Oda” isimli annelik ve doğurganlık üzerine kadınlarla birlikte düşündüğümüz atölyeleri yaptık. 2017’de çalışmalarımızı bir sergi projesine dönüştürüp Ark Kültür’de 23 kadın sanatçının katılımıyla “Bize Ait Bir Oda” sergisini gerçekleştirdik. 2022 yılında ise Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ile her biri beş buluşmadan oluşan Normalleşme kavramını sorguladığımız 4 farklı atölye düzenledik. Ardından sanatçılar ve öğrencilerin yer aldığı “Normalleşme” sergisini Karşı Sanat’ta gerçekleştirdik. “Bize Ait Bir Oda” iktidar sahiplerinin tek tipleştirdikleri annelik yaklaşımlarına bir tepki olarak başlasa da atölyeler, katılımcılarının katkılarıyla zaman içinde kadın olmanın getirdiği farklı fizyolojik ve sosyal döngülere odaklandı. “Bize Ait Bir Oda” sergisinin ana çıkış noktası farklı yaş ve meslekten 104 kadınla kadınlığa dair yaptığımız röportajlardan oluşan “Alaca Heyheyler” adını verdiğimiz kitaptı. Kadının kendi doğumu, ilk regl, annelik, PMS, kürtaj, düşük ve menopoz başlıklarının ve bu konular için üretilmiş görsellerin yer aldığı kitabı izleyiciyle buluşturmak için sergide “Ay Çadırı” isminde mekâna özgü bir yerleştirme yaptık. Bu yerleştirme, kitapta yer alan hikâyelerden esinlendiğimiz resim, desen, fotoğraf, video ve nesnelerden oluşan, izleyicilerin gelip kitabı okumaları için hazırlanmış bir çadırdı; sergi boyunca “İlk Regl Kutlaması”, “Kurtlarla Koşan Kadınlar Okuması” gibi atölyelere ev sahipliği yaptı. Sunduğumuz projeyle, “Alaca Heyheyler” kitabının kadınlık hallerine daha detaylı ve katmanlı bir bakış açısıyla bakan, daha çok görsel ve daha geniş bir kadın kitlesinin cevaplarıyla oluşan ikinci kitabı hazırlamak istiyoruz.”
Marmara | Asu Aksoy, Kerem Ozan Bayraktar, Aslı Uludağ (İstanbul)(2022-2023)
“Sunduğumuz bu yayın projesi ile Marmara oyunu üzerinden karmaşık çevre problemlerinin oyunlaştırma süreçlerini anlatmak istiyoruz. Bu bir oyun kılavuzu değildir. Yayının temel amacı oyunlaştırma mekanikleri ile çevre dinamikleri arasındaki kurduğumuz haritalama yöntemlerimizi çevre problemlerini ele alırken kullanılabilecek bir model olarak önermektir. “Marmara” dört kişilik bir kutu oyunudur. Oyun yunus, gemi kurdu ve balıkçıl gibi Marmara Denizi canlılarıyla, hızla değişen bir ekosistemin krizlerinde hayatta kalma amacı üzerine kuruludur. Oyun, Marmara Denizi’nin farklı ekolojik değerlerini ve kirletici unsurlarını ifade eden habitat kartları ve habitat değişimlerini hızlandıran, mekansal pozisyonlarını değiştiren ve karakterlere avantajlar sağlayan eylem kartlarıyla toplam 38 kart içeriyor. Oyunun haritasını her seferinde konumları değişen çift yüzlü habitat kartları oluşturuyor. Haritaya karşı oynanan bu oyunda harita kartları oyun ilerledikçe hızla ters yüz olarak bazı karakterler için denizi yaşanılmaz kılmaktadır. Oyuncuların toplu olarak kazanıp kaybettiği bu oyunu kazanmak için oyuncuların haritada sıkışmadan, işbirliği yaparak yaşam alanlarını kalıcı kılması gerekir. Kitapta oyunu üç katmanda ele almak istiyoruz. Birincisi oyunu meydana getiren kavram, olgu ve varlıkları anlatan kısa metin ve illüstrasyonlardan oluşacaktır. Metinler, bilgileri ve yaratıcı ifadeleri ile bu başlıklara katkıda bulunabilecek kişiler tarafından yazılacaktır. 2-3 paragrafı geçmeyecek uzunluktaki bu metinleri Marmara Kültürleri Ağı ile işbirliği yaparak geliştireceğiz. İkinci katman ise Marmara Denizi’nin karşı karşıya olduğu ekolojik ve kültürel krizin oyunlaştırılarak ele alınmasının üzerinde duran bir metinden oluşacaktır. Oyunun araştırma ve geliştirme sürecini, mantığını, duygusunu ve kullanılan görsellerin nasıl ortaya çıkarıldığını bu metinde ele alacağız. Yayında son olarak, davet edeceğimiz bir yazarın farklı varlıkların etki alanları ve kolektif beraberliklerini ekoloji felsefesi açısından incelediği bir metin yer alacaktır. Kitabın dili Türkçe, editörleri Asu Aksoy, Kerem Ozan Bayraktar ve Aslı Uludağ’dır.”
Taklak | Dilşad Aladağ (İstanbul)(2022-2023)
“Taklak, bildiğim bir sokakta bir karşılaşma ile başlayıp, bilmediğim ülkelerde, arşivlerde devam eden kendi metodlarını ve dilini üreten bir araştırma. Akdeniz etrafında tohumların, isimlerin, anlamların, sembollerin, tanıklıkların ve hatıranın toplandığı gezintilerde oluşmuş çok katmanlı bir asemblaj. Yayın ise bu katmanlar arasında dolaştıran bir rota. Temsillerin de karşılaşmalar kadar çeşitli olduğu bu yolculukta, bakanı bir yolculuğa çıkarmayı ve o yolculukta aidiyetin peşinde sorduğum yerle, kök salmakla ve sınırlarla alakalı soruları düşündürmeyi hedefleyen bir davet. Arayışın ve anlatının iyileştirici gücünü keşfeden bu yolculuk, öte yandan da kaydettikleriyle birlikte kişisellik ile toplumsallık arasında alternatif bir tarih anlatısı.”
Yağ, Su, Vitrin: Edebiyattan Görsel Sanatlara ‘Söz’de ve ‘Göz’de Güvenilmez Anlatıcılık | Çağla Özbek (İstanbul)(2022-2023)
"Bu yayın, edebiyat kuramında 1960’larda ortaya çıkan ‘güvenilmez anlatıcılık’ kavramını (yani birinci tekil bir anlatıcının okuyucuya direkt olarak, ancak kendi öznelliği filtresiyle hitap ettiği anlatı türünü) görsel sanatlar çerçevesinde üretilmiş eserlere ‘tabi tutarak’ tarihsellik, öznellik, ikna edicilik gibi bazı kilit kavramları Türkiye’den ve dünyadan sanat eserleri üzerinden açmaya niyet ediyor. Yayın güvenilmez anlatıcılığın yalnızca edebi bir aygıt değil, görsel sanatlarda da ziyaret edilmeye değer bir kavram olduğundan yola çıkarak Türkiye güncel sanatında seçili eserlerde karşılaşılan ‘anlatıcı’nın, yazılan tarih ve yaşanan tarih arasındaki derin kırılmalara işaret ederek tarih yazımı ve sanatsal tahayyül (kurmaca) arasındaki gerilime ışık tutabileceğine uzanıyor. Bu çerçevede metinlerde görsel sanatlar alanında üretilmiş eserleri yer yer Marguerite Yourcenar, Clarice Lispector, Füruzan, Muriel Spark, Donald Barthelme ve Nabokov ile beraber okuyarak söz konusu eserlerde ‘güvenilmez anlatıcı’ların nerede gizli olabileceğine, nasıl bir ortak işlevi üstlendiklerine odaklanıyor; yazmak ve görünmek, dahası sanatsal üretim ve tarihsel hatırlama pratikleri arasındaki kesişimleri takip ediyor. Yayın, Kibele Yarman ortaklığında geliştirilecek deneysel bir tasarım ile matbu hale gelecek."
Yüzey Fenomenleri | Ali Taptık (İstanbul)(2022-2023)
Ali Taptık’ın “Kaza ve Kader” ve “Şaşılacak bir şey yok” kitaplarının devamı niteliğindeki “Yüzey Fenomenleri” üçlemenin son kitabı olarak 2023’te Onagöre tarafından yayımlanması planlanıyor. “Yüzey Fenomenleri”nin, Taptık teknoloji, gıda ve şifa üzerine düşünürken sürüklendiği durum ve mekanlara kimya ve malzeme biliminden kavramlar aracılığıyla bakıyor. Bir ameliyat robotu, bir bankanın bilgisayar sunucu sistem odası, ufacık kristaller ve kimsenin dilinden düşmeyen millenialların resimleri arasında, kitap fotoğrafları alıntılar gibi konumlanıyor. 2013-2022 arasında Türkiye’nin çalkantılı siyasi gündeminin kent ve kırsaldaki izlerini günlük fotoğrafları gibi biriktirirken, bu döneme damgasını vurmuş malzeme ve ürünlerin üretim koşullarına tanıklık ediyor. Örgüsüz kumaşların üretimi, ıslah edilen dereler ve taş ocakları, rüzgar türbinlerinin taşınması bu serinin son kitabında karşımıza çıkan unsurlardan. 2002-2023 arası dönemi kapsayan trilojinin bir kronolojisi ve sözlüğü olacak kitapçık ise bu sanatçı kitabının önemli bir parçasını teşkil ediyor.
Taşlı Köprüde Yayalar | Sarp Keskiner, Açık Stüdyo (İzmir)(2022-2023)
Konsepti Şafak Ersözlü tarafından tasarlanan, yapım aşaması Sarp Keskiner tarafından planlanan “Taşlı Köprüde Yayalar / Pedestrians on the Stoney Bridge” projesi, Manisa, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Bursa’da kamuya açık 5 taş köprüde gerçekleştirilecek 5 çağdaş dans performansıyla foto- bellek pratiğini ses tasarımıyla buluşturacak alan araştırmasını bir araya getiriyor. Uygulama aşaması British Council’ın “Creative Collaborations” 2023 hibe programı desteğiyle Teos Kültür Sanat Derneği tarafından Açık Stüdyo işbirliğiyle hayata geçirilecek proje gittiği yerlerde sürdürülebilir ortaklıklara alan açan, her ayağında mekâna özgü içeriklerle durmaksızın çoğalan nitelikte tasarlandı. Bu bağlamda, projenin çıktılarına yaygın görünürlük kazandırmak, sergiden geriye iki dilli bir sanat kitabı bırakmak ve bu kitap üzerinden ağ kurma faaliyetlerini güçlendirmek istiyorlar.
Açık Stüdyo, Bahar Nihal Ersözlü ve Şafak Ersözlü tarafından güncel performans pratiklerine yeni alanlar açmak amacıyla 2016 yılında İzmir’de kuruldu. İnisiyatif, İzmir kent merkezindeki karakutu bir stüdyoda başlayan yolculuğuna ulusal ve uluslararası paydaşlarıyla geliştirdiği mekâna özgü projelerle devam ediyor.